8. Uluslararası Gıda Güvenliği Kongresinde Öne Çıkanlar

Eğer bir gıda güvenli değilse, artık o bir gıda değildir ve tüketilemez. Bu sebeple güvenli gıdaya ulaşım ve gıda güvenliği farkındalığı hepimizin sorumluluğunda.

Ülkemizde 9-10 Mayıs 2024 tarihlerinde 8.’si düzenlenen Uluslararası Gıda Güvenliği Kongresine, kamu kurumlarından, üniversitelerden ve sektörden birçok kurumdan uzmanlar katılım sağladı. Kongrede Türkiye ve dünyada gıda güvenliğinin bugünü ve geleceği hakkında oturumlar düzenlendi.

Açılış konferansında Gıda Tedarik Zincirinde Hileli Uygulamalar ve Kurumsal İş Kültürü’nden bahsedildi.

Oturumlardan öne çıkan bazı başlıklar ise;

  • İklim değişikliğinin, çevre kirliliğinin, tarımsal alanların azalışının ve hayat pahalılığının günümüz dünyasında Gıda Güvenliğini de etkileyen öncelikli sorunlar olduğu belirtildi.
  • Isıl proses kontaminantları olarak öne çıkanlar: Akrilamid, Furan türevleri, Dikarbonil bileşikleri, Kloropropanoller, Glisidil Esterleri, Heterosiklik Aminler olmaktadır.
  • Sofra ile kaynağının arası açıldı. İzlenebilirlik, israfın önlenmesi, çevreyi koruma, taklit-tağşişin azaltılması vb. nedenlerle bu aranın kısaltılması gerekiyor.
  • Yurtdışından Türkiye’ye iade edilen ürünlerin ne olduğu paylaşılmalı (AB’deki Rasff benzeri bir sistem kurulmalı).
  • Global alerjenler 30 yıl önce tanımlanabildi. Ülkeden ülkeye etkileri değiştiğinden ortak bir standart belirlemekte zorlanılıyor.
  • Patojen hastalıkların seyri 30 yıldır değişmiyor. Bu durumu kırmak için değişik çözümler uygulamalıyız. Gıda Güvenliği Kültürünün geliştirilmesi ve dijital çözümler önemli. Örneğin eskiden haritayla yön bulurken artık navigasyon kullanıyoruz. Mango’nun market rafındaki izlenebilirliği klasik yöntemlerle 7 gün iken blockchain teknolojisi ile 2 saniyedir (düşünce hızıyla).
  • En Yaygın Tespit Edilen BRCGS Food Safety V9 uygunsuzlukları; tedarikçi yönetimi, haşere, temizlik uygulama eksikleri, Gıda Güvenliği Kültürü uygulamalarının yetersizliğidir.

Paralel oturumların tamamlanmasından sonra Kongre kapanışında “Nasıl Bir Gıda Güvenliği Mevzuatı?” isimli açık oturum düzenlendi.

Konuşmacıların nasıl bir mevzuat olmalı konusunda yaptıkları yorumlar ve iyileştirme önerileri:

  • Efsa benzeri bir kurumun ülkemizde de bağımsız bir kurum çatısı altında kurulması gerekmektedir.
  • Gıda Güvenliği riski oluşturan küçük işletmelere yönelik cezai yaptırımlar ve denetim kalitesi artırılmalıdır.
  • En çok cezayı son üreticinin almasının doğru olmadığı belirtildi. (Örneğin pestisit yüksek çıkarsa en çok cezayı son üretici alıyor. İzlenebilirlik yapılmasının önemi kalmıyor yorumu yapıldı)
  • Taklit-tağşiş sisteminde yakalananlar firma/adres değiştirip devam edebiliyor. Önlemler artırılmalı.
  • Taklit-tağşiş sistemi iyi ama hangi periyotta yayınlanır vb. usulünün belirlenmesi gerekmektedir.
  • Bakanlığın sadece taklit-tağşişi değil, gıda güvenliği analiz sonuçlarını da paylaşması yerinde olacaktır ( Brucella veya E. Coli sonucu ne çıktı vb. gibi).
  • Sadece kriz anlarında değil, her zaman üniversitelerimizden, bilimsel çalışma yapan kurumlarımızdan sağlıklı bilgi iletişimi yapılmalıdır.

Özet:

  • Anlaşılır olmalı
  • Hızlı güncellenmeli
  • Şeffaf olmalı (Daha çok kuruluş ve kişiden görüş alınmalı, verilen görüşlere ve risk analizine ulaşılabilmeli)